ANA SAYFA ENGLISH
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
   

 

 

 

 

569" valign=top>>569" valign=top>
Antalya
Tarihsel zenginlikleri ve doğal güzellikleriyle ünlü Antalya, Türkiye'nin bir numaralı turizm merkezidir.
Yılın 300 günü güneş alan bölgeye "Türkiye'nin Riviera'sı" olma özelliğini kazandıran doğal güzelliklerin başında, Akdeniz kıyısında kilometrelerce uzanan kumsalları, doğal mağaraları, çağlayanları ve dağlardaki gür ormanlardan kıyı şeridindeki tropikal türlere uzanan zengin bitki örtüsü gelir.

Akdeniz'in en temiz sularını kucaklayan 630 km uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, birbirinden güzel koylar, kumsallar, ormanlar ve akarsular art arda sıralanır . Doğa ve tarih, benzersiz bir uyum içinde bütünleşmiş, olağandışı güzellikler sergilemektedir.

Dört Mevsim Bir Arada
Antalya'nın doğal yapısından kaynaklanan bir başka özellik, bu sıcak bölgede, aynı anda farklı iklimlerin yaşanabilmesidir.
Kıyı şeridinin hemen gerisinden yükselmeye başlayıp 3000 metrenin üzerinde zirvelere ulaşan Batı Toros Dağları, sunduğu çarpıcı güzelliklerin yanı sıra, farklı mevsimlerde yapılmasına alışılmış sporların, bölgede aynı anda yapılabilmesine de olanak sağlar. Basit bir örnek vermek gerekirse, yılın belirli dönemlerinde, Antalya kıyılarında denize girdikten sonra Beydağları'ndaki Saklıkent'e çıkıp kayak yapmak mümkündür.
Elli Bin Yıl Önce...
Antalya, Anadolu'daki en eski yerleşim bölgelerinden biridir.
Kentin 30 km kuzeybatısındaki Karain Mağarası'nda Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik çağlara ve Tunç çağına ait buluntular elde edilmiş, günümüzden 50 bin yıl önce bölgede insanların yaşadığı kanıtlanmıştır.
Uygarlıklar Geçidi

Bölge, İ.Ö. 1900-1400 arasında, zaman zaman Hititler'in egemenliği altına giren Arzava Krallığı'na bağlıydı. Arzava'nın batıdan gelen Deniz Halkları tarafından yıkılmasından sonra bölgede kent devletleri kuruldu. Antalya, önce Lidyalılar'ın, sonra Persler'in egemenliğine girdi. İ.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında Büyük İskender tarafından alınan bölge, daha sonra Selevkoslar'ın yönetimine girdi.
İ.Ö. 12. ve 8. yüzyıllarda Anadolu'ya yönelik iki büyük göç dalgası sonucu oluşmuş çok sayıda kent ve uygarlık merkezinden 100'e yakını, günümüzde Antalya sınırları içinde yer almaktadır.
Antik bölgeler açısından bakıldığında, bugünkü Antalya ili, Pamfilya'nın tamamını, Pisidya'nın güneyini, ısaurya ve Kilikya'nın batısını, Likya'nın doğusunu kapsamaktadır.
Attaleia'dan Antalya'ya
İ.Ö. 2. yüzyılda, Roma denetimindeki bölgenin batısı Rodoslular'ın, orta kesimi Bergamalılar'ın yönetimindeydi. Bergama Kralı II. Attalos, doğal liman Antalya'yı üs olarak kullanmış, kenti onartmış ve kente onun adıyla bağlantılı olarak Attaleia adı verilmiştir. Kent daha sonra Attalia, Adalia, Adalya gibi adlar almış, bu adlar zamanla günümüzdeki Antalya haline dönüşmüştür.
Selçuklu ve Osmanlı Dönemi
1085'te Süleyman Şah tarafından alınan bölge, Bizanslılar ve Anadolu Selçukluları arasında birkaç kez el değiştirdi. 14. yüzyıl başlarında Hamidoğulları'nın yönetimine giren bölgenin bir bölümü 1423'te, Alanya ise 1471'de Osmanlı Devleti'ne katıldı.
Antalya bölgesi, 19. yüzyıl sonlarında, Konya vilayetine bağlı Teke Sancağı içinde yer alıyordu.
1919-21 arasında İtalyan işgali altında kalan Antalya, Cumhuriyet'in ilanından sonra il oldu.
Modern Uluslararası Merkez
Antalya bugün, palmiyelerle süslü bulvarları, uluslararası ödüllü marinası, geleneksel ve modern mekânlarıyla Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olmakla kalmayıp, giderek uluslararası bir merkeze dönüşmektedir.
Türkiye'nin en uzun ömürlü film şenliği olan Altın Portakal Film Festivali ile Aspendos Opera ve Bale Festivali gibi sanat ve kültür etkinliklerinden, golf, plaj voleybolü, triatlon, kayak, yelken, doğa yürüyüşleri gibi çok çeşitli sporlara ve bilimsel kongrelere kadar birçok ulusal ve uluslararası organizasyona evsahipliği yapan Antalya, eşsiz doğası ve tarihsel mirasının getirdiği avantajlara modern kent kimliğini de katarak, konuklarını cömertçe ağırlamaktadır.

Büyütmek için Tıklayınız